رَبَّنَٓا اٰمَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِد۪ينَ (٨٣)
Okunuşu
Rabbenâ âmennâ fektübnâ me’a’ş-şâhidîn.
Türkçe okunuş Arapça harflerin tamamını karşılamaz; doğru telaffuz için ayeti dinleyin.
Anlamı
Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed’in ümmeti) ile beraber yaz.
Meal kaynağı: Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an-ı Kerim Meali
Bu dua hakkında
Rivayete göre bu ayetler, Habeşistan hükümdarı Necâşî ve çevresindeki insaf sahibi Hristiyanlar hakkında inmiştir. Mekke müşriklerinin baskısı yüzünden Habeşistan'a göç eden Müslümanları dinlemek için Necâşî din bilginlerini ve rahipleri de çağırmıştı. “Sizin kitabınızda Meryem'den söz ediliyor mu?” diye sorunca Müslümanlar Meryem adında bir sure bulunduğunu söyleyip Kur'an'dan bazı bölümler okudular. Okunanlar oradaki samimi Hristiyanları duygulandırdı ve ağlattı.
Ayette, Peygambere indirileni dinledikleri zaman hakkı tanıdıkları için gözlerinin yaşla dolduğu anlatılır ve onların “Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi şahitlik edenlerle beraber yaz” dedikleri bildirilir. Tefsirlerde Necâşî'nin Peygamberimize gönderdiği heyetin ve Medine'ye gelen başka Hristiyan grupların da Kur'an'ı dinlerken ağladıklarına dair rivayetler vardır.
Sonraki ayette onların “Rabbimizin bizi salihler topluluğuyla beraber koymasını umarken Allah'a ve bize gelen gerçeğe ne diye inanmayalım?” dedikleri aktarılır. Tefsire göre bu söz, bir iç muhasebenin sonucu olabileceği gibi, Müslüman olma kararlarına karşı çıkanlara verilmiş bir cevap da olabilir. Allah da bu sözlerine karşılık onlara içinden ırmaklar akan, sürekli kalacakları cennetleri mükâfat olarak vermiştir (Mâide 5/84-85).
Bu duada neler isteniyor?
- İman ettiğini dile getirmek
- Hakikate şahitlik edenlerle beraber yazılmak
Diyanet’in Dualar kitabına göre Allah, iman edip bu duayı edenlere sevap verdiğini ve onları cennete koyacağını bildirir; onları iyilik yapanlar (muhsinler) olarak niteler (Mâide 5/85).
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an Yolu Tefsiri (Mâide 82-86 açıklaması); Diyanet İşleri Başkanlığı, Dualar (2019), s. 380